4 Kasım 2013 Pazartesi

erken kaybedenler #1

...Bardağı diktim. Daha beter güldüler. Hesabı ödeyip çıktım. Sağa sola tutuna tutuna eve gittim. Ertesi sabah kıraathanenin önünden geçerken babam çağırdı. boş bir masaya oturttu beni.
"Apartmanın girişindeki lambayı sen mi kırdın Bülent?"
"Hangisini?"
"Otomatik yanan, sensorlu lamba"
"Hayır."
"Komşu görmüş, yalan söyleme. Süpürge sapıyla kırmışsın dün gece."
Önüme baktım.
"Neden kırdın?"
Cevap yok.
"Hasta mısın evladım? Söyle bana, neyin var, neden kırdın lambayı, yapma böyle..."
"Kırdımsa kırdım, ne olacak! Çok mu değerliymiş?"
"Lamba senden değerli mi evladım, lambanın amına koyayım, lamba kim? Yöneticiye de dedim. Lambanızı sikeyim, kaç paraysa veririz. Sen değerlisin benim için."
"Beni görünce yanmıyordu baba."
"Nasıl ya?"
"Görmezden geliyordu, yanmıyordu. Kaç sefer yok saydı beni."
"E beni görünce de yanmıyordu bazen, böyle el sallayacaksın havaya doğru, o zaman yanıyor."
Hadi ya! Sahiden mi?"
"Evet. Ucuzundan takmışlar. Bizimle bir alakası yok."
Babama sarıldım, yıllar sonra.

Yalnızlık



Lise yıllarımda şans eseri elime geçen küçük, çok eski, gizemli bi kitaptan... Anısı vardır ergen ve sarhoş yıllarımda...

-Cümle yalnızlara ithaf-

Korkunçlaştı yalnızlığım,
Evreni sardı tüm,
Hercümerç odu,
Gece ile kucaklaşa kucaklaşa
Hırçın.
Kudurmuş bir umman içinde sensizliğim
Param parça
Dertlendim bir kez daha
Kederim büyüdü geceler gibi
Gün solgun yapraklar yine sarı,
Ben istemedim inan,
Mevsimlere dek ayrılığı.
Bu gece sarhoş bir erkek var kentte,
Gözleri dalgın
Saçları darma dağın
Unutmuş gibi yalnızlığını bir an,
Üzgün gözleri içki şişesinde.
Bu gece üzgün bir erkek var kentte.
Dost değil ona artık
Ne ışıklı kent,
Ne de ıslak kaldırımlar
Yalnızlığını yaşıyor derinden.
Bu gece sarhoş bir erkek var kentte
Yarım kalan AŞKLAR gibi
Gözleri yarım içki ŞİŞESİNDE...

7 Ekim 2013 Pazartesi

cumartesi anneleri



fenadır bu şarkı. tüyleri diken diken eder. hepsine selam olsun burdan. ellerinden öperim. ha bu arada bandista candır!

Skhizein

http://unutulmazfilmler.com/skhizein-kisa-film.html

atalım da dursun şurda. fikir çok enteresan. uzun bile yapılır sanki bunla.

fuck u itü makina

son senemde en baba dönemlerimden birini yaşıyorum okulda. şu dönemi kazasız atlatırsam kendime madalya satın alıcam amk. her ne kadar onca proje, ödev, sınav gözümü korkutsa da fena gitmiyo işler şimdilik. 6 senenin ardından bitirmeye bu kadar yaklaşmışken bu maçı burdan vermem ben arkadaş. anasını ağlatırım bu fakültenin. onca yıl gözetim macerasından sonra sanırım ilk defa 7 ders alıyorum çoğu da bayağı uğraşlı baba dersler. akışkanlar mekaniği, ısı geçişi, theory of machines, experimental methods, materials selection in mechanical design, makina elemanları 2, bi de kek olarak altlardan elektrik mühendisliğine giriş var. en az 4-5 tane proje yapıcam galiba bu dönem. ödevler cabası. neyse bayram tatili yakın. milli takım arasına girmiş mancini gibi mutluyum adeta. o arada yardırırız artık. senden korkan senin gibi olsun lan!

Willkommen in der Dunkelheit


30 Eylül 2013 Pazartesi

grup abdal

grup abdal'ı ben de birkaç ay önce ali ismail korkmaz'ın ardından çalınan mağusa limanı'yla tanıdım. fazla ön planda olan bi grup değil ama çokca güzel şarkıları var. türkü seçimleri muhteşem, yorumlar da öyle. “grup abdal yeni bir müzikal  varoluş çabası ve arayışıdır." gibi bi iddaaları var. takipte kalmakta yarar var. mutlaka bi dinleyin derim. buraya birkaç şarkı atayım da. arada açıp bakarım ben de.









roberto mancini

fatih terim'in gidişine ne çok üzüldüm, ne çok sevindim. ama gönderilmesinin de, gönderiliş şeklinin de yanlış olduğunu düşünüyorum. hele ki bu yanlışlığın galatasaray'lılık değerlerini siper edinerek yapılması çok yanlış. karşındakine bi bak önce. bazı açılardan iyi bile olmuş olabilir. kirli insanlarla kurduğu siyasi ilişkilerden, takımın başına zaman zaman bela olan agresif tavırlarından pek hoşlanmıyordum. neyse zaman gösterecek neler olacağını. biz yine armaya, formaya destek vermeye devam edeceğiz.

yeni hoca meselesine gelecek olursak. mancini'yle anlaşıldığını varsayıyorum. ünal aysal kendisinden şl seviyesinde başarılar beklediği bi hocayı parmağında oynatabileceğini mi sanıyor acaba. bir sezon içindeki ilişkisini merak ediyorum mancini ile. gerçi kredisi yönetim katında yüksek olacak. bi halt ettikleri için sonuna kadar destek olacaklar mecbur. 



maalesef şu dönemde havuz çok dar ve bu havuzuniçinde iki ciddi aday vardı bana göre. bielsa ve mancini. yerli bi hocayla anlaşacaklarını düşünmüyordum ben. aslında şenol hocaya hayır demezdim. neyse benim tercihim bielsa'ydı. ihtimali daha düşük olsa da. ama onunla da ciddi sorunlar yaşardılar ki başarı garantisi mancini'ye göre daha düşük. onlar da tabii ki klasik, futboldan anlamayan paralı patron mantığıyla mancini'yi seçtiler. (mancini kötü hoca demiyorum, en iyilerden olduğunu düşünmesem de) adam epl'de şampiyon olmuş, city, inter gibi takımları çalıştırmış, genelde mancini'nin yerde başarıya ulaşan bi yapısı var, kabul. onların da aklını çelen bu oldu. 12 sezonda 12 kupa almış bu arada. fiorentina, lazio, inter, city ile. 

yalnız yakın dönemde rijkaard'la yaşadıklarımızı gördükten sonra hiç iyi şeyler düşünemiyorum maalesef. ayrılık kötü olacakmış gibi hissediyorum. maddi olarak da oldukça yıpranıcaz bence. kendisi ve ekibinin maaşı bile belliyken, isteyeceği oyuncuları düşünemiyorum bile. adam city'den geldi, napıcaksın. city ile bile şl'de hüsran yaşaması da soru işareti ayrıca. türkiye'de bi şekilde başarı gelirdi zaten. orda başarısızlık olursa nolucak? ayrıca bu kadrodan bir sürü isimle çalışmak isteyeceğini sanmıyorum. büyük bi değişim kapıda yaza. neyse ne diyelim. inşallah yanılırız da bizi avrupa'da başarıdan başarıya koşturur. hayırlı olsun diyelim şimdilik. hoşgeldin mancini.

29 Eylül 2013 Pazar

memlekette gencecik insanlar ölmeye devam ediyor. halk düşmanı polis ya katil ya işbirlikçi. halkı korumak adına hiçbir şey yapmadığı yetmezmiş gibi bir de katilleri koruyup ölenlerin, yaralıların yakınlarına saldırıyorlar. hastanelere gizlice girip delil karartmaya çalışıyorlar. tüm bunlar olup biterken çıkıp demokrasi pakedi açıklayacakmış pakedine soktuklarım. yatacak yeriniz yok ulan.


Evvel olmak kolay da, o ahirlik...

Neşet Babaya selam olsun burdan.


Ahirim Sensin
Cahildim dünyanın rengine kandım
Hayale aldandım boşuna yandım
Seni ilelebet benimsin sandım

Ölürüm sevdiğim zehirim sensin
Evvelim sen oldun ahirim sensin

Sözüm yok şu benden kırıldığına
Gidip başka dala sarıldığıma
Gönülüm inanmıyor ayrıldığına

Gözyaşım sen oldun kahirim sensin
Evvelim sen oldun ahirim sensin

Garip'im can yıkıp gönül kırmadım
Senden ayrı ben bir mekan kurmadım
Daha bir gönüle ikrar vermedim

Batınım sen oldun zahirim sensin
Evvelim sen oldun ahirim sensin

28 Eylül 2013 Cumartesi


GÖĞE BAKMA DURAĞI

İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım
Şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından
Bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından
Durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar
Şu aranıp duran korkak ellerimi tut
Bu evleri atla bu evleri de bunları da
Göğe bakalım


Falanca durağa şimdi geliriz göğe bakalım
İnecek var deriz otobüs durur ineriz
Bu karanlık böyle iyi afferin Tanrıya
Herkes uyusun iyi oluyor hoşlanıyorum
Hırsızlar polisler açlar toklar uyusun
Herkes uyusun bir seni uyutmam birde ben uyumam
Herkes yokken biz oluruz biz uyumıyalım
Nasıl olsa sarhoşuz nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda
Beni bırak göğe bakalım


Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım
Tuttukca güçleniyorum kalabalık oluyorum
Bu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibi
Sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor
Seni aldım bu sunturlu yere getirdim
Sayısız penceren vardı bir bir kapattım
Bana dönesin diye bir bir kapattım
Şimdi otobüs gelir biner gideriz
Dönmiyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç
Bir ellerin bir ellerim yeter belliyelim yetsin
Seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat
Durma kendini hatırlat
Durma göğe bakalım

Turgut UYAR
bu devirde blog mu kaldı amk! olsun ben seviyorum bu blog işini. güzeldi bence o dönem. ne twitter ne facebook bunun yerini tutabiliyo aslında. arada vakit ayırıp bir şeyler karalamak lazım. ben de öyle kafama göre takılırım diye düşünüyorum. şarkı, şiir falan paylaşırım. bazen futbol yazarım. arada içimi dökerim belki. kitap, film vs... günlük meseleler. bilemiyorum kafama göre işte...kasmadan...takılmaca...