...Bardağı diktim. Daha beter güldüler. Hesabı ödeyip çıktım. Sağa sola tutuna tutuna eve gittim. Ertesi sabah kıraathanenin önünden geçerken babam çağırdı. boş bir masaya oturttu beni.
"Apartmanın girişindeki lambayı sen mi kırdın Bülent?"
"Hangisini?"
"Otomatik yanan, sensorlu lamba"
"Hayır."
"Komşu görmüş, yalan söyleme. Süpürge sapıyla kırmışsın dün gece."
Önüme baktım.
"Neden kırdın?"
Cevap yok.
"Hasta mısın evladım? Söyle bana, neyin var, neden kırdın lambayı, yapma böyle..."
"Kırdımsa kırdım, ne olacak! Çok mu değerliymiş?"
"Lamba senden değerli mi evladım, lambanın amına koyayım, lamba kim? Yöneticiye de dedim. Lambanızı sikeyim, kaç paraysa veririz. Sen değerlisin benim için."
"Beni görünce yanmıyordu baba."
"Nasıl ya?"
"Görmezden geliyordu, yanmıyordu. Kaç sefer yok saydı beni."
"E beni görünce de yanmıyordu bazen, böyle el sallayacaksın havaya doğru, o zaman yanıyor."
Hadi ya! Sahiden mi?"
"Evet. Ucuzundan takmışlar. Bizimle bir alakası yok."
Babama sarıldım, yıllar sonra.
4 Kasım 2013 Pazartesi
Yalnızlık
Lise yıllarımda şans eseri elime geçen küçük, çok eski, gizemli bi kitaptan... Anısı vardır ergen ve sarhoş yıllarımda...
-Cümle yalnızlara ithaf-
Korkunçlaştı yalnızlığım,
Evreni sardı tüm,
Hercümerç odu,
Gece ile kucaklaşa kucaklaşa
Hırçın.
Kudurmuş bir umman içinde sensizliğim
Param parça
Dertlendim bir kez daha
Kederim büyüdü geceler gibi
Gün solgun yapraklar yine sarı,
Ben istemedim inan,
Mevsimlere dek ayrılığı.
Bu gece sarhoş bir erkek var kentte,
Gözleri dalgın
Saçları darma dağın
Unutmuş gibi yalnızlığını bir an,
Üzgün gözleri içki şişesinde.
Bu gece üzgün bir erkek var kentte.
Dost değil ona artık
Ne ışıklı kent,
Ne de ıslak kaldırımlar
Yalnızlığını yaşıyor derinden.
Bu gece sarhoş bir erkek var kentte
Yarım kalan AŞKLAR gibi
Gözleri yarım içki ŞİŞESİNDE...
Kaydol:
Yorumlar (Atom)